Depersonalizasyon Nedir? Depersonalizasyon Nasıl Geçer?

Depersonalizasyon, bireylerin kendilerini sürekli veya sık sık bedenlerinin dışından izliyormuş gibi hissettiğinde ortaya çıkmaktadır.

 

Depersonalizasyonun beraberinde getirdiği duygular bazı durumlarda çok rahatsız edici olabilmektedir. Öyle ki, bu bozukluğa sahip bireyler, tıpkı bir rüyada yaşıyormuş gibi hissedebilir ve gerçeklik algısını yitirebilirler.

 

Bu içeriğimizde, depersonalizasyon ne demek detaylıca açıklıyor, birçok insanın yaşadığı bu bozukluk hakkında bilmeniz gereken tüm önemli detaylara değiniyoruz!

 

Depersonalizasyon Bozukluğu Nedir?

 

Depersonalizasyon bozukluğu nedir kısaca, kişinin kendisini dışarıdan izliyormuş gibi hissettiği, bedeninden veya zihninden kopukluk yaşadığı bir bozukluk durumu olarak tanımlanmaktadır.

 

Kişinin benliğiyle oluşan kopukluktan dolayı ortaya çıkan depersonalizasyon bozukluğu, derealizasyon bozukluğu ile sık sık karıştırılmaktadır. Ancak, tanımından da anlaşılabileceği üzere depersonalizasyon bireylerin kendilerine karşı bir yabancılık hissetmesine, derealizasyon bozukluğu ise kişinin çevre ve dünya ile arasında bir kopukluk yaşamasına sebep olmaktadır.

 

Depersonalizasyon Neden Olur?

 

Birçok insan, farkında olmasalar bile hayatlarının herhangi bir noktasında depersonalizasyon bozukluğu tanısı koyulabilecek deneyimler yaşamaktadır. Ancak, çoğunlukla gerçekten bir bozukluk tanısı koyulması için hislerin sürekli olması ve profesyonel bir yardım almadan kaybolmayacak seviyelere gelmesi gerekmektedir.

 

 

Uzman desteği gerektirecek kadar önemli ölçüde bir depersonalizasyon neden olur konusu genellikle kişilerin özel hayatlarıyla doğrudan ilişkilidir. Öyle ki, maruz kalınan fiziksel ya da psikolojik şiddet, istismar veya diğer türde aşırı stres oluşturacak durumlar ya da çeşitli travmalar yaşayan kişilerde depersonalizasyon daha yaygın olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Ayrıca, sosyalleşmekte güçlük çeken ve uzun süreli arkadaş ya da romantik ilişkiler sürdürmekte zorlanan insanlarda da depersonalizasyon sık sık rastlanılan bir bozukluktur.

 

Depersonalizasyon Belirtileri Nelerdir?

 

Depersonalizasyon semptomları kişiden kişiye göre değişebildiği gibi, farklı şiddetlerde ve farklı zaman aralıklarında ortaya çıkabilmektedir. Özellikle belirtilerin sürekli olarak devam ettiği durumlarda bir uzmandan yardım almak oldukça önemlidir. İşte en yaygın depersonalizasyon belirtileri:

 

  • Kişinin düşüncelerini, duygularını veya bedeninin bir kısmını dışarıdan izliyormuş gibi hissetmesi. Örneğin, kendinizi havada süzülüyormuş gibi hissedebilirsiniz.
  • Kişinin kendini tıpkı bir robot gibi hissetmesi. Yani, söylenenler ya da yapılan hareketler üzerinde kontrol olmadığı duygusu.
  • Vücudun, bacakların veya kolların doğru şekle sahip olmadığını hissetmek. Ayrıca, bu uzuvlar normalden daha büyük veya daha küçük olduğu hissine kapılmak.
  • Kişinin anılarının duygudan yoksun olduğunu düşünmesi ve bu anıların kendisiyle ilgili olup olmadığını sorgulaması.
  • Zamanın yavaşladığı hissi.

 

Eğer bu tür belirtileri kendinizde veya çevrenizdeki herhangi birinde gözlemliyorsanız mutlaka en kısa sürede profesyonel yardıma başvurmalı ve depersonalizasyon testi yaptırmalısınız.

 

Depersonalizasyon Tedavileri Nelerdir?

 

Özellikle depersonalizasyon bozukluğunun şiddetli olarak görüldüğü kişiler içerisinde bulundukları depersonalizasyon geçer mi büyük şüpheler duymaktadır. Ancak, profesyonel bir destek yardımıyla depersonalizasyona çözüm bulmak mümkündür.

 

Depersonalizasyon tedavisi genellikle bir uzman ile sürdürülecek konuşma terapilerini içermektedir. Böylelikle kişi, hayatla ve kendi duygularıyla ilgili anlamlandıramadığı, uzak kaldığı noktaları bir profesyonel sayesinde gözden geçirebilmektedir. Ayrıca, bozukluğun şiddetine göre bazı ilaç tedavileri de kullanılmaktadır.

 

Nitekim, semptomların sürekli olduğu bazı durumlarda depersonalizasyon oldukça ciddi olabilmektedir. Öyle ki bu bozukluğun, kişinin ilişkilerine, iş hayatına ve günlük aktivitelerine engel olacak seviyelere ulaşması mümkündür. Dolayısıyla, depersonalizasyona sahip bireylerin mutlaka bir uzman desteği alması gerekmektedir.

 

Paranoid Şizofreni Nedir? Paranoid Şizofren Belirtileri

Paranoid şizofreni, geçmişte şizofreni türlerinden biri olarak tanınan ve genellikle kişilerin gerçeklik algısını ciddi noktalara varacak şekilde etkileyen bir bozukluk türüdür.

 

Günümüzde artık kullanılmayan bir terim olsa da paranoid şizofreni, hala çeşitli şizofrenik durumların tanınması için sağladığı ipuçları dolayısıyla önem arz etmektedir.

 

Bu içeriğimizde, paranoid şizofreni belirtileri ile hastalığın semptomlarını yönetmek için kullanılan yaklaşımlardan bahsediyor, paranoid şizofreni hakkında bilmeniz gereken tüm önemli detayları ele alıyoruz!

 

Paranoid Şizofren Nedir?

 

Paranoid şizofreni, geçmişte zihnin gerçeği kabul etmediği bir tür psikozu yani beynin gerçekliği tanımaktaki işlevini yitirdiği ya da kaybetmeye başladığı bir durumu tanımlamak için kullanılan bir terimdi.

 

Ancak, The American Psychiatric Association ya da kısaca APA, 2013 yılında paranoid şizofreni teriminin eski işlevini görmediğini açıkladığından uzmanlar artık bu terimi kullanmamaktadır. Bunun yerine uzmanlar, benzer durumları genel bir şizofreni tanımıyla ele almaktadır.

 

 

Artık kullanılmayan bir terim olmasına karşın, paranoid şizofren nedir bilmek, böylelikle bazı özel vakaları spesifikleştirmek ve çeşitli tanıları anlamlandırmak bakımından hala zaman zaman kullanılmaktadır. Öyle ki, paranoid şizofreni belirgin bir paranoya ve deliliğe varacak belirtiler içeren şizofreni çeşitlerini tanımlamaktadır.

 

Paranoid Şizofreni Neden Olur?

 

Paranoid şizofreni neden olur günümüzde kesin olarak bilinmemektedir. Öyle ki, uzmanlar şizofreniyi tek bir faktöre bağlamanın imkansız olduğunu savunmaktadır.

 

Şizofreniye neden olacak tek bir sebep yerine, ebeveynlerden çocuklara geçen genetik mutasyonlar, belirli kimyasallara veya maddelere maruz kalma, hamilelik veya doğum esnasında yaşanan çeşitli olumsuzluklar gibi çeşitli faktörler ileri sürülmektedir.

 

Paranoid Şizofreni Hangi Yaş Aralığında Ortaya Çıkar?

 

Şizofreni genellikle biyolojik cinsiyete bağlı olarak farklı yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Şizofreni, biyolojik olarak erkek olan kişilerde genellikle 15 ile 25 yaşları arasında, kadın olarak dünyaya gelen kişilerde ise 25 ile 35 yaşları arasında başlamaktadır.

 

Çocuklarda ise oldukça nadir olan şizofreni, yine de zaman zaman çocuklarda da görülebilmektedir ve bu vakalar genellikle yetişkinlerde olanın aksine çok daha ağır bir şekilde geçmektedir.

 

Paranoid Şizofreninin Ortaya Çıkma Sıklığı Nedir?

 

Uzmanlar, paranoid şizofreni tanımını 2013 yılından itibaren kullanmayı bırakmıştır. Dolayısıyla, paranoid şizofreninin günümüzde görünme sıklığını anlayabilmek için bir veri bulunmadığından bu durum mümkün değildir.

 

 

Bu durumun aksine, daha genel bir tanım olan şizofreni hakkında çeşitli veriler bulunmaktadır. Bazı verilere göre uzmanlar, her 10.000 kişiden yaklaşık 85’inin yaşamları boyunca şizofreniye yakalanabileceğini öne sürmektedir. Dünya genelinde ise her yıl ortalama yaklaşık 2,77 milyon yeni şizofreni vakası görülmektedir.

 

Paranoid Şizofreni Belirtileri Nelerdir?

 

Şizofreni genellikle üç aşamalı olarak ortaya çıkmaktadır. Semptomlarım yaygın olarak kendini göstermeye başladığı ve kişinin yaşamını direkt olarak olumsuz etkilediği evre çoğunlukla şizofreninin son aşamasıdır. İşte, geçmişte sık sık rastlanılan paranoid şizofren belirtiler:

 

  • Tutarsız Davranışlar
  • Sık Sık Görülen Halisünasyonlar
  • Sanrılar
  • Paranoya
  • Alışılanın Dışında Davranışlar
  • Konuşmakta Güçlük Çekmek

 

Paranoid Şizofreni Bulaşıcı Mıdır?

 

Paranoid şizofreni ya da herhangi bir şizofreni türünün bulaşıcı olduğuna dair kanıtlanmış herhangi bir vaka bulunmamaktadır. Dolayısıyla, şizofreni ve elbette onun bir türü olan paranoid şizofreni bir kişiden diğerine geçmemektedir.

 

Paranoid Şizofreni Tedavileri Nelerdir?

 

Paranoid şizofreni tedavisi mümkün olan bir problemdir. Ancak, bu tedaviler şizofreniye kökten bir çözüm sağlamamaktadır. Diğer bir deyişle, kişinin yaşamını rahat bir şekilde geçirmesini sağlayacak düzeyde şizofreni kontrol altına alınabilir, fakat hastalığın tekrar kendini göstermesi her zaman mümkündür.

 

İlaç tedavisi, şizofreni için çoğu tedavi planının temel taşı olarak öne çıkmaktadır. Şizofrenisi olan kişiler genellikle ilaçların etkilerini tamamlayan veya artıran diğer tedavilerden de geçmektedir.

 

Şizofreniyi tedavi etmekte genellikle antipsikotik ve atipik antipsikotik ilaçlar kullanılmaktadır. Elbette, planlanan tedavi sürecine göre şizofreniyi doğrudan tedavi etmek veya antipsikotik ilaçların yan etkilerini azaltmakta yardımcı olması için diğer ilaçlar da kullanılabilmektedir.

 

Ayrıca, paranoid şizofreni örnekleri göz önünde bulundurularak psikoterapi yöntemleri ve elektrokonvülsif terapi (ECT) de şizofreni tedavisinde zaman zaman başvuruluran çözüm yöntemleri arasında bulunmaktadır.

Fregoli Sendromu Nedir? Fregoli Sendromu Belirtileri

Fregoli Sendromu, psikiyatri dünyasında oldukça ender rastlanan, ancak bir o kadar da ciddi olan bir psikolojik rahatsızlık olarak dikkat çeker. Bu sendrom bireyin, çevresindeki diğer kişilerin şekil değiştirmiş yanılsamalar olduğunu sanması durumudur. Fregoli sendromuna sahip bireyin zamanla gerçeklik algısından uzaklaşması ve sosyal ilişkilerinin neredeyse bitecek kadar azalması hatta bitmesi ile sonuçlanabilir.

 

Fregoli Sendromu Nedir?

 

Fregoli sendromu, bireyin etrafındaki diğer kişilerin kılık değiştirmiş bir veya birden fazla kişi olduğuna inanması anlamına gelen, oldukça nadir bir psikolojik rahatsızlıktır. Bu kişi veya kişilerin olduğu söylenen kimlikleri, genellikle bireyin çok sevdiği veya çok korktuğu kişilerdir.

 

Kılık veya kostüm değiştirdiğine inanılan bu kişilerin, Fregoli sendromuna sahip kişiyi kandırma veya ona zarar verme eğilimi içerisinde olduğu düşünülür. Bu sebeple, sürekli takip edildiklerini veya izlendiklerini savunurlar. Sendromun, ağır paranoya veya şiddetli yanlış tanıma ile ilişkilendirilmesinin sebebi bu düşüncelerdir.

 

Fregoli Sendromu Belirtileri

 

Fregoli sendromu, çeşitli belirtilen barındıran bir rahatsızlıktır. En yaygın görülen fregoli sendromu belirtileri psikolojik belirtilerdir:

 

 

  • Sanrılar görme veya halüsinasyon
  • Görsel belleğin zamanla zayıflaması
  • Kendini (giderek artacak şekilde) kaybetme
  • Nöbet geçirme

 

Bu sendroma sahip kişiler, toplum içerisinde sürekli tehdit altında hissederler ve bu sebeple kişilere mesafeli yaklaşırlar. Kimi durumlarda kişiler en az sosyal ilişki kurabilir iken, kimi durumlarda izole yaşarlar ve sosyal hayata karışmazlar. Bu durum, onların gerçeklikten kopmasına yol açabilir.

 

Fregoli Sendromu Nedenleri

 

Fregoli sendromu birçok nedenden dolayı kaynaklanabilir. Bu etkenler bazıları fiziksel, bazıları psikolojik, bazıları ise ilaç kaynaklı olabilmektedir:

 

Beyin travması: Beyin travması yaşamış bazı kişiler, anılarını, bildikleri yerleri, kişileri veya durumları hatırlayamayabilirler. Bu, onların bağlantı merkezlerinde oluşan problemlerin Fregoli sendromuna yol açmasına sebep olabilir.

 

Beyin Hasarı: Beynin aldığı bir darbe sonucu sağ ön lobunun zarar görmesi, direkt olarak Fregoli hastalığına yol açabilmektedir.

 

 

Nöral Bağlar: Beynin yüz tanıma nöronları ile amigdala arasındaki gerekenden yoğun bağlantı, bu sendroma sebep olabilir.

 

İlaçlar: Parkinson hastalığının tedavisi için kullanılan bazı ilaçlar, yan etki olarak Fregoli sendromunun oluşmasına yol açabilir.

 

Travmalar: Kişinin geçmişte yaşadığı cinsel istismar gibi travma yaratabilen olaylar veya duygusal anlamda inişli-çıkışlı ruh haline sahip olması da bu sendromu tetikleyebilir.

 

Diğer Psikolojik Rahatsızlıklar: Şizofreni, paranoya veya bazı durumlarda epilepsi hastası olmak da Fregoli sendromuna yol açabilmektedir.

 

Fregoli Sendromu Tedavisi

 

Fregoli sendromu tedavisinde uygulanan yöntemler, genellikle terapi ve ilaç kullanımı şeklinde gerçekleşir:

 

Psikoterapi: Psikoterapi, kişilerin yanlış olan inanışlarını veya paranoya durumlarını kontrol altına alabilir. Bilişsel davranışçı terapi, bu bağlamda kişinin düşüncelerini yeniden kalıplandırmak için iyi bir yöntemdir.

 

Nörolojik Tedavi: Beyin hasarına bağlı olarak gelişen Fregoli sendromu vakalarında, nörolojik tedavi ve rehabilitasyon seçenekleri değerlendirilebilir.

 

İlaçlar: Antipsitoik ilaçlar, şizofreni veya benzeri gibi rahatsızlıklar için kullanılabilen ilaçlardır ve Fregoli sendromunun belirtilerini zayıflatmak için kullanılabilir. Bu ilaçlar, paranoya veya yanlış tanıma etkilerini kontrol altına alma konusunda etkilidirler.

 

Bazı uzmanlar, Fregoli hastalarının belirtilerini hafifletmek amacıyla beyine eletroşok uygulamasını da tercih edebilmektedirler.

Hikikomori Nedir? Hikikomori Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Pandemi ile hayatımıza giren sürekli evde kalmak bazı sorunları da beraberinde getirmişti. Evden çalışmalar, evden çıkmak istenilmeyen günler… Bugün işleyeceğimiz konu olan hikikomori hastalığı nedir konusu, pandemiyle birlikte günümüz dünyasında daha da artan bir global sorun olmaya başlamıştır. Bazen odamızda yalnızca kendimizi o günden soyutlamak istememizin kaynağı olan hikikomori hastalığının derinlerine bu yazımızda inerek akıllardaki soru işaretlerini kaldıracağız.

 

1970’ler Japonya’sında ortaya çıkıp teşhis edilse de gün geçtikçe hızla dünyaya yayılmaya devam eden hikikomori hastalığını işlediğimiz bu yazımıza hikikomori hakkında merak edilen soruları yanıtlarken bu hastalığın tedavisine de ışık tutacağız.

 

Hikikomori Nedir?

 

İlk olarak 1970’lerde meydana gelen hikikomori, hikikomori ne demek sorusuna, hapsedilmiş olma, içeri çekilme olarak yanıt vermektedir. Kendilerini toplumdan geri çeken ve uzun zamanlar boyunca evlerinden veya odalarından çıkmayan insanları tanımlamak için kullanılan hikikomori hastalığı Japonca bir terimdir. İlk olarak Japonya’da tanımlansa da zamanla küresel bir sorun haline gelen bu terim, karmaşık bir sosyal ve psikolojik bir durumdur.

 

 

Hikikomori sendromu, yetişkin, ergen ve münzevi bireylerin kendilerini toplumdan soyutlayarak kişisel ihtiyaçları haricinde topluma karışmamalarını, evlerinde ise aile bireyleriyle bile iletişim kurmayı reddederek yalnızca odalarında vakit geçirmeyi istedikleri bir durumdur. Daha çok 20’li ve 30’lu yaşlardaki bireylerde görülen bu durum, bireyin sosyal hayatını sıfıra indirgeyen; okul ve iş yaşamını işkence haline getiren bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Hikikomori Belirtileri Nelerdir?

 

Hikikomori belirtileri birden fazladır. En yaygın görülen belirtiler ise şu şekildedir:

 

  • Dış dünyadan kendini soyutlama.
  • Okula veya işe gitmeme isteği.
  • Arkadaşlık ilişkilerinde hızlı düşüş.
  • İnsanlardan kaçmak.
  • Sürekli sinirlilik ve aşırı stres içerisinde olmak.
  • Depresyon, anksiyete ve diğer birçok psikolojik sorunu yaşamak.
  • Sürekli odada kalma isteği.
  • İnternet üzerinde fazla vakit geçirme isteği.
  • Bilgisayar başında yemek yemek.
  • Geceleri uyanık kalıp gündüzleri uyumak.
  • Uykusuzluk.

 

Hikikomori Bireylerin Özellikleri Nelerdir?

 

  • Kişisel bakımlarıyla ilgili olan durumlardan kaçınırlar.
  • Arkadaş ilişkileri sosyal medyadan olsa bile yine de kopuktur.
  • Ev halkı dahil olmak üzere herkesten kendilerini soyutlama eğilimindedirler.
  • En az altı ay boyunca kendilerini evlerine veya odalarına izole ederler.
  • Uyanık kaldıkları süre boyunca çoğunlukla bilgisayar başındadırlar.

 

Hikikomori Aşamaları Nelerdir?

 

Hikikomori hastalığının iki aşaması vardır. İlk aşama olarak nitelendirebileceğimiz pre-hikikomori üç aylık kişinin kendisini sosyal hayattan soyutlaması anlamına gelmektedir. İkinci aşama ise geç evre hikikomori olarak adlandırılmaktadır. Kişinin fiziksel dünyadan tamamen soyutlanmasını konu alan geç evre hikikomori, dış dünyadan tamamen soyutlanan kişinin sanal dünyaya geçmesi durumudur.

 

Hikikomori Tedavisi

 

Hikikomori tedavisi genellikle ilaç temelli olmaktan çok psikoterapötiktir. Tedavide kullanılan ilaçlar eş zamanlı ruhsal hastalıkları tedavi etmek amaçlı kullanılmaktadır. Hikikomori hastaları, sağlık merkezlerine gidebilir, sosyal merkezlere başvurabilir veya tedavinin onları fiziksel ve sosyal geri çekilmeden kurtarmayı amaçladığı terapödik aktivitelere katılabilmektedir. Bahsettiğimiz bu terapi bireysel, grup veya aile terapisi olarak gerçekleştirilmektedir.

 

Hikikomori hastaları, sıklıkla terapi seanslarına katılmayı reddedip direnç gösterebilmektedirler. Bu nedenle bu terapilere hasta katılmasa bile aile bireylerinin katılması teşvik edilmektedir. Aile üyeleri hastanın durumunu azaltmak için yardım alarak ve hasta ile iletişim kurmak için stratejiler öğrenerek hastaya yardımcı olabilmektedirler.

 

Psikoterapiye ek olarak, ev ziyareti desteği ve egzersizin hikikomori süresini azaltmada yardımcı olduğu da kanıtlanmıştır.

Psikoz Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Şizofreni, bipolar bozukluklar gibi psikolojik rahatsızlıkların daha ileri seviyesi olarak görülen psikoz aslında fark etmesek de bizlerde veya en yakınlarımızda varlığını sürdürmeye devam ediyor.

 

Bu yazımızda psikoz hastalığı nedir, sorusuna yanıt arayarak psikoz bozukluk hakkında bilgi vereceğiz. Belki de en merak edilen soru olan psikoz nasıl geçer, sorusunu yanıtlayarak bitirdiğimiz yazımızda zihinlerinize ışık tutmayı amaçlıyor olacağız.

 

Psikoz Nedir?

 

Psikoz ne demek, sorusuna zihni etkileyen ve gerçeklikle temas kaybının yaşandığı bir semptom koleksiyonu olarak cevap vermek mümkündür. Psikoz bir hastalık belirtisidir ve özellikle şizofreninin ilerleyen aşamalarında kendini belli etmektedir. Psikoz atakları sırasında kişinin algıları bozulmakta ve gerçekliği ayırt etmekte zorluk çekmektedir.

 

 

Psikoz Atağı Nedir?

 

Psikoz atağı, psikoz belirtileri halinde oluşan durumlar olarak açıklanabilir. Bu durumlar, bireyin gerçekte olmayan şeyleri görerek ve duyarak onlara tepkiler vermesi, gördüğü sanrıları çok ciddiye alıp hayatını onlara göre şekillendirmesi ve zihnini toparlamakta güçlük çektiği için konuşmalarındaki ve davranışlarındaki tutarsızlıklar olarak sıralanabilmektedir.

 

 

Psikoz Belirtileri Nelerdir?

 

Psikoz belirtileri çoğu zaman ikiye ayrılır: Pozitif ve negatif belirtiler.

 

Pozitif semptomlar olmaması gereken deneyimlerin ve davranışların varlığını içermektedir. En yaygın olanlar; halüsinasyonlar, sanrılar, düşünceyi toplayamama nedeniyle konuşamama veya bunları davranışa dökememedir.

 

 

Halüsinasyonlar, gerçekte olmayan ama bireyin görüp, duyduğu şeylerdir. Psikoz durumunda en yaygın halüsinasyon türleri görsel ve işitsel halüsinasyonlardır.

 

Sanrılar, gerçekle bağlantısı olmayan ve onları çürüten kanıtlara rağmen değişmeyen güçlü inançlardır. Psikoz durumunda kişinin televizyondaki insanların kendisini izlediğini, gizli mesajlar gönderdiğini düşünmesi veya kendini oldukça önemli (tanrısal güçte) biri olarak görmesi muhtemeldir.

 

Düşünceyi toplayamama, bu nedenle de düşüncelerini konuşmaya veya davranışa geçirememek ise belirli bir konuda art arda cümleler kuramama olarak açıklanabilir. Psikoz durumunda kişi bir konu üzerinde düşünmekte zorlandığından o konu hakkında konuşmakta da zorlanmaktadır. Bu nedenle kurduğu cümleler hep kopuk ve birbirinden alakasız olabilmektedir.

 

Negatif semptomlar, olması gereken normal işlevlerin ve davranışların yokluğunu veya azalmasını içermektedir. En yaygın olanlar ise şu şekilde sıralanmaktadır:

 

  • Konsantrasyon sorunları.
  • Karar vermede güçlük.
  • Sosyalleşmede gözle görülür bir azalma.
  • Düşünce ve fikir üretmede sorun yaşamak.

 

Psikoza Neden Olan Temel Hastalıklar Nelerdir?

 

  • İnme
  • Şizofreni
  • Bipolar bozukluk
  • Alzheimer
  • Parkinson gibi hastalıklar
  • Sara hastalığının bazı türleri
  • Doğum sonrası psikoz
  • Psikotik özellik gösteren depresyon
  • Madde kaynaklı psikoz

 

Psikoz Nedenleri Nelerdir?

 

Psikoz neden olur, sorusuna kesin bir cevap olmamakla birlikte şu maddeler sıralanabilmektedir: Hormonlar, beyin değişiklikleri ve genetik.

 

Hormonlar, doğumdan kısa bir süre sonra ortaya çıkan doğum sonrası psikozun kesin nedeni bilinmese de uzmanlar bunun nedeninin hormonlar olduğunu söylemektedir. Diğer bir neden olan beyin yapısındaki değişiklikler ve belirli kimyasal değişmeler psikoz hastalarında görülmektedir. Psikoz durumu olan bireylerin beyninde düşünce işlemede etkili olan gri maddenin azalmış olabileceğini ortaya çıkartmıştır. Son olarak yapılan araştırmalar şizofreni ve bipolar gibi bozukluklarda genetiğin de rol oynayabileceği ortaya koymaktadır.

 

Psikoz Tedavisi Nasıldır?

 

Psikoz tedavisi, genellikle antipsikotik ilaçlar içermektedir. Birkaç farklı antipsikotik ilaç türü vardır ve bunların farklı yan etkileri vardır. Bu nedenle en az yan etkiye sahip en etkili ilacı belirlemek için bir uzmandan yardım almak çok önemlidir.

 

Tedavi genellikle diğer unsurları da içermektedir. Psikoz tedavisinde çok unsurlu, iyileşme odaklı bir ekip yaklaşımı olan uzmanlar, psikoz yaşayan kişi hakkında en doğru rotayı çizerek onlar için bir uzmanlık desteği oluşturmaktadır.

 

Bahsettiğimiz uzmanlık desteği içerisinde bireysel veya grup psikoterapisi, aile desteği ve eğitim programları, ilaç desteği ve vaka yönetimi ile psikozlu bireyin bu durumdan kurtulabilmesi adına destekler yer almaktadır.

 

Tüm bunlar sonucunda psikozlu bireylerin yakın çevresinden sıklıkla duyulan psikoz geçer mi, sorusuna bir yanıt verecek olursak çoğu psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi doğru tedavi sonucunda azalması hatta tamamen yok olması muhtemeldir.

Ghosting Ne Demek? Ghostlamak Ne Anlama Geliyor?

Modern dijital çağda, iletişim biçimlerinde ve ilişkilerde birçok yeni terim ve kavram ortaya çıktı. Bu kavramlardan biri de “ghosting”dir. Peki, ghosting kavramı ne anlama gelmektedir? Bu yazıda, ghosting kavramını, nedenlerini ve ghostlamak ne anlama gelir konularını detaylı bir şekilde ele alacağız.

 

Ghosting Nedir?

 

Ghosting, iki kişi arasında süregelen bir iletişimin veya ilişkinin, taraflardan birinin aniden ve açıklama yapmadan tüm iletişimi kesmesi durumuna verilen addır. Bu kişi, diğer kişinin mesajlarına veya aramalarına cevap vermez ve adeta ortadan kaybolur. Terim, İngilizce’de “hayalet” anlamına gelen “ghost” kelimesinden türetilmiştir, çünkü ghostlanan kişi, hayalet tarafından terk edilmiş gibi hisseder.

 

Ghosting Nasıl Anlaşılır?

 

Ghosting’i anlamanın en belirgin yolu, kişinin birdenbire tüm iletişimi kesmesidir. Bu durumda, daha önce sıkça iletişim kurulan biri aniden mesajlara, aramalara veya sosyal medya etkileşimlerine yanıt vermemeye başlar. İşte ghosting belirtilerinden bazıları:

 

 

Ani Sessizlik

 

Bu durum, düzenli olarak iletişim kurduğunuz kişinin aniden sessizleşmesiyle ortaya çıkar. Normalde sık sık konuştuğunuz veya mesajlaştığınız kişi birdenbire yanıt vermemeye başlar. Bu sessizlik, çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir, ancak çoğu zaman bu kişinin sizinle iletişim kurmak istemediği anlamına gelebilir. Eğer bu sessizlik uzun süre devam ederse, kişisel bir sorunun veya ilişkinizdeki bir sıkıntının işareti olabilir.

 

Cevapsız Mesajlar

 

Cevapsız mesajlar, kişinin size gönderdiğiniz mesajlara veya aramalara yanıt vermemesi durumudur. Mesajlarınız okunmuş olabilir, ancak cevap verilmemiştir. Bu tür bir davranış, kişinin sizden kaçındığını veya iletişime devam etmek istemediğini gösterebilir. Ayrıca, kişinin size karşı duygusal olarak mesafe koyduğunu da işaret edebilir.

 

Sosyal Medyada Pasiflik

 

Sosyal medyada aktif olup olmadığını kontrol ettiğinizde, kişinin sizinle etkileşime girmediğini fark edersiniz. Bu, beğeni veya yorum yapmaktan kaçınmayı, sizinle ilgili paylaşımlardan uzak durmayı içerebilir. Sosyal medyada pasiflik, kişinin sizi hayatından çıkarmak istediği anlamına gelebilir veya ilişkide bir mesafe koymak istediğini gösterebilir.

 

Ortak Çevreden İzolasyon

 

Ortak arkadaşlarınızla olan iletişimde de değişiklikler gözlemlenebilir. Bu kişi, ortak arkadaşlarınızla olan ilişkisini azaltır veya tamamen keser. Bu durum, sizinle olan ilişkisini de dolaylı yoldan etkileyebilir. Ortak çevreden izolasyon, kişinin sizinle olan bağlantısını zayıflatma çabası olarak yorumlanabilir.

 

Bu tür davranışlar, ilişkilerdeki kopma sinyalleri olabilir ve kişinin sizinle olan ilişkisini değerlendirmesi veya yeniden yapılandırması gerektiğini gösterebilir.

 

Ghosting Neden Yapılır?

 

Ghosting, çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir ve bu nedenler genellikle kişinin kendi içsel durumlarıyla ilişkilidir. Rahatsızlıktan kaçınma, bazı insanların bir ilişkiyi veya iletişimi sonlandırmanın getireceği rahatsızlıktan kaçınmak için ghosting yapmalarına yol açar. Bu durum, yüz yüze veya telefonla yapılacak bir konuşmadan kaçınma ihtiyacını doğurur. İlgi kaybı, kişinin ilişkiye veya iletişime olan ilgisini kaybetmesi sonucu iletişimi kesmeyi tercih etmesine neden olabilir. Diğer bir neden ise duygusal olgunluk eksikliği, yani duygusal olarak olgunlaşmamış bireylerin zor veya rahatsız edici konuşmalardan kaçınma eğilimidir. Son olarak, ghosting yapan kişi, kendi problemleri ile başa çıkmaya çalışıyor olabilir ve bu nedenle dış dünyayla iletişimi keser. Bu durumlar, ghosting davranışının arkasında yatan psikolojik ve kişisel dinamikleri anlamaya yardımcı olabilir.

 

Nasıl Ghostlanır?

 

 

Ghostlanmak, herhangi bir kişinin başına gelebilir. Bir ilişkinin başlangıç aşamasında ya da uzun süreli bir ilişkide bile ghostlanabilirsiniz. Ghostlanan kişi için bu durum oldukça kafa karıştırıcı ve incitici olabilir. Kişi, neyin yanlış gittiğini veya kendisinin bir hata yapıp yapmadığını sorgulamaya başlar ve bu özgüven sorunlarına yol açabilir.

 

Ghostlayan Erkek Nasıl Davranır?

 

Ghostlayan erkek, bir ilişki ya da flört sürecinde aniden ve herhangi bir açıklama yapmaksızın karşı tarafla iletişimi kesen bir erkeği tanımlamak için kullanılır. Bu tür bir davranış genellikle, daha önce sürekli ve tutarlı bir şekilde iletişim kuran birinin birden bire sessizliğe bürünmesiyle kendini gösterir. Önceden sıkça mesaj atan, telefon görüşmeleri yapan ya da sosyal medya üzerinden etkileşimde bulunan bu kişi, bir anda tüm bu iletişim yollarını kapatır. Telefon aramalarını yanıtsız bırakır, mesajlara geri dönmez ve sosyal medya platformlarında aktif olsa bile karşı tarafa görünmez olur.

 

Bu durum, karşı tarafta büyük bir kafa karışıklığı ve belirsizlik yaratır. Ghostlanan kişi, neyin yanlış gittiğini ya da bir hata yapıp yapmadığını sorgulamaya başlar. Ghostlayan erkek ise bu süreçte genellikle hiçbir açıklama yapmaz, bu da karşı tarafın durumu anlamasını daha da zorlaştırır. Çoğu zaman bu tür bir davranış, kişinin duygusal olarak ilişkiden uzaklaşması, bağ kurma konusunda korkuları olması ya da basitçe ilişkiyi sonlandırmanın kolay bir yolunu bulma isteğinden kaynaklanabilir.

 

Ghosting, günümüz ilişkilerinde ve iletişimde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ghosting’in nedenleri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir, ancak genellikle rahatsızlıktan kaçınma, ilgi kaybı ve duygusal olgunluk eksikliği gibi sebepler öne çıkar. Ghosting ile karşılaşan bir kişinin, durumu kişisel almaması ve kendi değerini sorgulamaması önemlidir. Bu tür durumlarda, sağlıklı bir iletişim kurmak ve açık olmak her zaman en iyi yaklaşımdır.

Gaslighting Nedir? Gaslighting Örnekleri Nelerdir?

Günümüzde, özellikle gençler arasında ruh sağlığı ve psikoloji hakkında açıkça konuşmak daha yaygın hale gelmektedir. Öyle ki, bu olumlu denebilecek durumun sonuçlarından biri olarak gaslighting terimi de son yıllarda giderek daha yaygın bir sohbet konusu haline dönüştü.

 

Gaslighting gibi duygusal istismar çeşitleri hakkında farkındalığın artması, insanların tehdit edici ve manipülasyon cümleleri içeren sağlıksız ilişkilerden kaçınmasına yardımcı olabildiği gibi, birini gereksiz bir şekilde gaslighting yapmakla suçlamamak için de bir sorumluluk duygusu ve bilinç gerekmektedir.

 

Bu içeriğimizde, gaslighting ne demek ve kökeni nedir detaylıca açıklıyor, gaslighting ile ilgili örnekler vererek birinin size gaslighting yapıp yapmadığını nasıl anlayacağınıza daha yakından bakıyoruz!

 

Gaslighting Nedir?

 

Gaslighting ne daha net bir şekilde anlamak için bu terimin nasıl ortaya çıktığına bakmak oldukça yararlı olacaktır.

 

Gaslighting teriminin ismi, 1938 yılında bir tiyatro oyunu olarak “Angel Street” ismiyle yayınlanan daha sonra 1944 yılında “Gaslight” ismiyle beyaz perdeye taşınan, bir kadının kocası tarafından manipüle edilmesi ve dolayısıyla delirmesini konu alan eserden gelmektedir.

 

Gaslighting türkçesi kesin bir karşılık sahibi olmasa da, bu terim kısaca, istismarcı birinin kurbanının kendinden şüphe duymasını sağlayacak eylemlerde bulunarak, onda kafa karışıklığı yaratmaya çalıştığı bir tür psikolojik istismar veya manipülasyon olarak tanımlanmaktadır.

 

İnsanlar Neden Gaslighting Yapar?

 

Gaslighting yapan insanlar çoğu zaman karşısında bulunan insanı manipüle etmek ne demek çok iyi bilen ve bu becerilerini ustaca kullanarak karşılarındaki kişilerin sürekli olarak suçlu, değersiz ve kafası karışmış hissetmelerine neden olurlar.

 

 

Gaslighting gibi manipülasyon yöntemlerine başvuran kişiler genellikle empati nedir bilmeyen, üstünlük kurma ihtiyacı hisseden, çeşitli güven problemleri veya çeşitli kişilik bozukluklarına sahip olan insanlardan oluşmaktadır.

 

Gaslighting Nasıl Anlaşılır?

 

Gaslighting, genellikle çeşitli manipülasyon teknikleri kullanılarak yapıldığından öncelikle bu teknikleri tanımak ve nasıl önlem alınacağını öğrenmek oldukça önemlidir. Gaslighting yapan kişiler, mağdurlarının gerçeklik algısını bozmak ve onları kendilerinden şüphe ettirmek için sürekli olarak yalan konuşabilir ya da kendilerine yöneltilen suçlamaları inkar edebilirler.

 

Ayrıca, gaslighting yapan kişiler, karşılarındaki insanı ailelerinden ve sevdiği insanlardan izole ederek kontrol altına almayı amaçlamaktadır. Böylelikle, karşılarındaki kişiyi daha rahat bir şekilde suçlayabilir ve olayları rahatça saptırabilirler.

 

Siz de benzer karşınızdaki kişi veya kişilerden benzer durumları görüyorsanız, şüpheleriniz konusunda fikrine güvendiğiniz kişilere danışabilir, gerekirse çeşitli manipülasyon örnekleri hakkında bilgili olan profesyonel birinden destek almayı tercih edebilirsiniz.

 

Gaslighting Örnekleri Nelerdir?

 

Gaslighting çoğu insan tarafından yalnızca romantik ilişkilerde kullanılan bir manipülasyon tekniği olarak bilinse de aslında birçok gaslighting çeşidi bulunmaktadır. Öyle ki, içerisinde bulunulan ilişki türüne göre gaslighting cümleleri ve yaklaşımlar da çeşitlilik gösterebilmektedir.

 

Aşağıda, romantik ilişkilerden profesyonel ilişkilere kadar uzanan birçok ilişkide nasıl gaslighting’in ortaya çıkabileceğine çeşitli gaslighting örnekleri vererek değindik:

 

İş Hayatında Gaslighting Nedir?

 

Gaslighting, meslektaşlar arasında veya bir yönetici ile çalışan arasında da sık sık meydana gelmektedir.

 

Profesyonel bir ortamda gaslighting, genellikle mağdur kişinin yapılan iş ve sahip olduğu yetenekler konusunda kendini sorgulamasına, çeşitli konularda şüpheye düşmesine sebep olmaktadır. İş hayatında gaslighting yapan kişiler, yaptıkları hatayı kabul etmekten kaçınmak veya iyi yapılmış bir görevin hakkını haksızca almak için bu yönteme başvurmaktadır.

 

 

Ayrıca, iş yerinde profesyonellikten uzak bir durumu veya bir suistimali bildiren herhangi bir çalışanın aşırı tepki verdiğini, durumu yanlış hatırladığını veya yanlış yorumladığını hissetmesine neden olan manipülasyonlar da iş hayatındaki gaslighting’e bir örnektir.

 

Aşk Hayatında Gaslighting Nedir?

 

Romantik ilişkilerde gaslighting, genellikle partneri üzerinde bir üstünlük kurmak ya da aldatmak gibi olumsuz durumları partnerinden gizlemek isteyen kişiler tarafından kullanılmaktadır.

 

Gaslighitng yaparak partnerini istismar eden kişiler böylelikle partnerlerini izole edebilir, onların özgüvenini zayıflatabilir ve istedikleri gibi karşısındaki insanı kontrol etmeyi başarabilirler.

 

Etnik Köken veya Irka Bağlı Gaslighting Nedir?

 

Irkçı bir şekilde yapılan gaslighting çeşitleri de zaman zaman karşılaşılan bir istismar durumudur. Irkçılık nedeniyle yapılan gaslighting, insanların bir ırkı veya etnik grubu itibarsızlaştırmak amacıyla yaptığı manipülasyonlar olarak tanımlanmaktadır.

Kaçıngan Bağlanma Nedir? Kaçıngan Bağlanma Belirtileri

Kaçıngan Bağlanma Ne Demek?

 

Kaçıngan bağlanma, kişinin çocukluğundan başlayan bir bağlanma çeşididir. Sert, katı veya eksik kalan bakıcılar sebebiyle gelişen bu bağlanma çeşidi, kişinin etrafındakilere olan mesafeli davranışlarının sebebi olabilir. Kaçıngan bağlanma, genellikle yakın temastan kaçınma ve duygusal tepkisizlik ile bağdaştırılır iken, kişinin uzun süreli ilişkiler kurmasını zorlaştırmaktadır.

 

Kaçıngan Bağlanma Özellikleri

 

Kaçıngan bağlanma karakteristikleri, kişilerin yakın ilişkilerdeki hâl ve hareketleri üzerinden gözlemlenebilir:

 

Duygusal Mesafe: Kaçıngan bağlanma yolunu geliştirmiş kişiler, çevresindekilere karşı duygusal bir bariyer örme eğilimindedirler. Duygusal yakınlıktan kaçınma, ilişkiye mesafe koyma ve duygusal konularda konuşmaktan kaçınma gibi hareketler gözlemlenebilir.

 

Bağımsızlık Vurgusu: Kaçıngan bağlanmanın en büyük özelliklerin birisi olan bağımsızlık vurgusu, kişinin başka bir kişiye bağımlı olmaktan korkmasına verilen isimdir. Kaçıngan bağlanan kişi, kendi başına hareket etmeyi ve karar almayı sever. Bu sebeple başkasına bağımlı olmak onlar için zor ve istenmeyen bir durumdur.

 

 

İlişkilerde Güvensizlik: Kaçıngan bağlanan kişilerin ilişkilere olan güvensizliği de söz konusu olabilir. Bu bireyler, ilişki içerisinde oldukları insana güvensizlik hissederler ve ilişkilerinde mesafe vazgeçilmezdir.

 

Duygusal Tepkisizlik: Soğukkanlılık ve duygusal tepkisizlik, kaçıngan bağlanmanın özelliklerindendir. Bu kişiler, yakın çevresinde yaşanan zorlayıcı olaylara karşı bile tepkisiz yaklaşabilirler.

 

Kaçıngan bağlanan kişilerin yakın çevreleriyle aralarına mesafe oluşturmak amacıyla duvar örmesi de sıklıkla görülen bir durumdur. Bu sayede, hem duygusal hem de fiziksel teması engellemeyi amaçlarlar.

 

Kaçıngan Bağlanma Neden Olur?

 

Kaçıngan bağlanma sebepleri, bireylerin küçük yaşta yaşadıkları deneyimler ile alakalıdır. Bu deneyimlerin birçoğu çocuğun bağlanma şeklini belirler, ki ebeveynlerin davranış biçimleri de bu duruma doğrudan etkide bulunur. Aşırı kontrolcü veya aşırı kuralcı ebeveynler, çocuğun geliştirmesi gereken özgüven/bağımsızlık duygusunun gelişmemesine sebep olabilir. Bu durumda çocuk, yakın çevresine karşı kaçıngan bağlanma ile bağlanmayı tercih edebilir.

 

Bir diğer ihtimal olan çocuğa karşı ebeveynlerin duygusal ihmali de çocuğun bu bağlanma yöntemini geliştirmesine sebep olabilir. Duygusal açıdan yetersiz veya yoksun ebeveynler, çocuğun yeterli duygusal tepkiyi geliştirmemesinin sebebi olabilir. Bu örnekte de çocuk, duygusal tepkisizliği öğrenecek ve geliştirecektir.

 

Öte yandan, her iki ebeveyn/bakıcı tipine dahil olmayan ebeveynlerin ve çocuklarının yaşamış olabileceği travma sonuçlu olaylar, çocuğun duygusal güvensizlik, tepkisizlik veya bağımsızlık duygusunu etkileyerek bu davranış biçimini geliştirmesine sebep olabilmektedir.

 

Kaçıngan Bağlanma Nasıl Çözülür?

 

Kaçıngan bağlanma tedavisi, kişinin kendi farkındalığı ve uzman yardımlar sonucunda başlar. Kaçıngan bağlanan kişi, bu durumun farkına varmalı, kabullenmeli ve çözüm yolları aramalıdır. Sosyal ilişkiler, pratik yollar ile tedavi edilebilir ve bu konuda bireyin öz farkındalığı büyük rol oynamaktadır:

 

 

Psikoterapi: Uzman kişiler tarafından gerçekleştirilen psikoterapi seansları, kişilerin duygusal yakınlık ve bağlanma konusunda bilgilendirilerek bu alanlarda farkındalık kazanmasını hedefler.

 

Kendini Anlama ve Kabulleniş: Bireyin kendi duygusal tepkilerinin farkına varması ve bu durumun üstesinden gelmeye çalışması, kaçıngan bağlanma çözüm yollarında oldukça önemlidir. Bur süreç, kişinin duygusal olarak daha açık ve kendiyle barışık olmasını sağlar.

 

İlişkilerde Güven İnşaa Etme: Kaçıngan bağlanan birey, ilişkilerde güven inşaa etmeye çalışarak güvensizlik duygusunun üstesinden gelmeye çalışmalıdır. Güvenli ve destekleyici ilişkiler kurmak, kaçıngan bağlanma özelliklerinin azalmasına yardımcı olacaktır.

 

Kaçıngan bağlanma, her ne kadar kişinin çocukluk deneyimleri ile alakalı olsa da kişisel farkındalık ve güvenli ilişkiler kurarak üstesinden gelmeye çalışmak bu bağlanma yönteminin tedavisi olabilir. Bu konuda profesyonel destek almak da kişisel farkındalık kadar etkilidir.

 

Çocukluk döneminde gelişen dört bağlanma türünden birisi olan kaçıngan bağlanma, bireyin birincil bakıcılarına karşı kurduğu bağlanma çeşididir. Henüz çok erken yaşlardan başlayan bu bağlanma gelişimi, kişinin tüm hayatını etkileyerek sosyal ilişkilerine etkide bulunur. Bu bağlanma çeşidinin üstesinden gelmek, kişinin kişisel farkındalığı sayesinde mümkün olabilir.

Somatoform Bozukluk Nedir? Somatoform Bozukluk Belirtileri

Somatoform bozukluklar nelerdir sorusunun cevabı karmaşık gibi gözükse de aslında çok basittir. Somatoform bozukluk fiziksel bir nedeni olmayan, ancak kişinin ciddi şekilde rahatsızlık hissetmesine neden olan çeşitli fiziksel belirtilerle karakterize edilen bir psikiyatrik durumdur. Bu bozukluk kişinin bedeninde ağrı veya rahatsızlık hissine yol açar ve genellikle tıbbi testlerle açıklanamaz.

 

Somatoform Bozukluk Ne Demek?

 

Somatoform bozukluk terimi, psikiyatri literatüründe ilk kez 20. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmıştır. Bu terim, 1980 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayınlanan “Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı” (DSM-III) ile resmi olarak tanınmıştır. DSM-III, somatoform bozuklukları bir kategori olarak sınıflandırarak, fiziksel belirtilerin tıbbi bir neden olmaksızın ortaya çıktığı ve bu belirtilerin kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkilediği durumları tanımlamıştır.
Bu durum da kişinin bedeninde hissedilen ağrı, yorgunluk, baş dönmesi gibi belirtilerle kendini gösterir. Somatoform bozukluklar kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir ve tıbbi testler veya tedavilerle açıklanamayan fiziksel şikayetlerle karakterize bir bozukluktur.

 

Somatoform Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

 

Somatoform bozukluk belirtileri, genellikle fiziksel şikayetler ve duygusal sıkıntılar içerir. Bu belirtiler arasında vücudun çeşitli bölgelerinde, özellikle baş, sırt, eklemler veya karın bölgesinde kronik ağrı, sürekli yorgun hissetme ve enerji kaybı, karın ağrısı, ishal veya kabızlık gibi sindirim sistemi problemleri, sürekli baş dönmesi hissi veya bayılma nöbetleri ve solunum güçlüğü veya göğüs ağrısı yer alır. Somatoform bozukluk belirtileri, kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde düşürebilir ve genellikle tıbbi testlerle açıklanamaz.

 

Somatoform Bozukluk Türleri Nelerdir?

 

Somatoform bozuklukların birkaç farklı türü vardır. Bu türlerin her biri diğerlerinden belirtiler bakımından fark gösterme açısından karakterize olarak karşımıza çıkar. Somatoform bozukluk türleri arasında şunlar yer alır: Somatizasyon bozukluğu, hipokondriyazis, ağrı bozukluğu, konversiyon bozukluğu ve vücut dismorfik bozukluğu.

 

Hipokondriyazis

 

Hipokondriyazis, kişinin ciddi bir hastalığı olduğuna dair sürekli endişe duyduğu bir bozukluktur. Bu kişiler, en ufak bir belirtiyi bile ciddi bir hastalık belirtisi olarak yorumlar ve sürekli tıbbi yardım arayışında olurlar. Bu durum, kişinin yaşam kalitesini düşürebilir ve sürekli endişe haliyle karakterizedir.

 

Ağrı Bozukluğu

 

Ağrı bozukluğu, belirli bir tıbbi nedene dayanmayan şiddetli ve sürekli ağrı ile karakterizedir. Bu ağrı genellikle psikolojik faktörlerle ilişkilendirilen bir durumdur ve kişinin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkiler. Ağrı bozukluğu olan kişiler günlük aktivitelerini yerine getirmekte zorluk yaşayabilir ve aynı zamanda sürekli ağrı şikayetleri ile birlikte yaşarlar.

 

 

Konversiyon Bozukluğu

 

Konversiyon bozukluğu ise kişinin nörolojik belirtiler göstermesi ancak bu belirtilerin tıbbi bir açıklamasının olmaması durumuna verilen bir isimdir. Açıklaması bulunmayan bu nörolojik belirtiler arasında felç, körlük, ses kaybı gibi ciddi nörolojik semptomlar yer alır. Konversiyon bozukluğu genellikle psikolojik stres veya travma ile ilişkilendirilen bir durum olarak karşımıza çıkar.

 

Vücut Dismorfik Bozukluğu

 

Vücut dismorfik bozukluğu kişinin bedeninin bir veya daha fazla bölgesindeki görünümünden aşırı derecede rahatsız olduğu bir durumdur. Bu kişiler, bedenlerindeki küçük kusurları bile büyütüp, ciddi bir sorun olarak algılarlar. Vücut dismorfik bozukluğu durumu kişinin sosyal ve iş yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir ve sürekli aynaya bakma, aşırı makyaj yapma veya cerrahi müdahaleler arayışında olma gibi davranışlar ile kendini gösterebilir.

 

Somatoform Bozukluk Tedavisi

 

Somatoform bozukluk tedavisi genellikle psikoterapi ve bazı durumlarda ise ilaç tedavisi içerir. Samatoform bozukluk tedavisi, kişinin belirtilerini yönetmesine ve yaşam kalitesini artırmasına yardımcı olabilir. Tedavi seçenekleri arasında bilişsel davranışçı terapi (BDT), antidepresanlar ve anksiyolitikler gibi ilaçlar ve kişinin hastalığı hakkında bilgi edinmesi ve destek gruplarına katılması yer alır. Somatoform bozukluk belirtileri, türleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi sahibi olmak, bu bozuklukla başa çıkmada önemli bir adımdır. Eğer bu belirtileri yaşıyorsanız, bir sağlık profesyoneline başvurmanız önemlidir.

Öfke Nöbeti Nedir? Öfke Nöbeti Belirtileri ve Tedavisi

Günümüzde en çok bilinen psikolojik rahatsızlıklardan birisi öfke nöbeti olsa da, öfke nöbeti ne demek veya öfke nöbeti sebepleri hakkında çok az insan detaylı bilgi sahibidir. Öfke nöbetleri, gerekli yardımlara başvurulduğunda tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilen, fakat tedavi edilmediğinde kişinin kendisini veya çevresini tehlikeye atabileceği sinir krizleridir.

 

Öfke Nöbeti Nedir?

 

Öfke nöbeti, kişinin kendini tutamayarak ani sinir patlamaları yaşamasına verilen isimdir. Öfke nöbetleri genellikle ani ve kontrol edilemeyen bir şekilde gerçekleşir. Öfke nöbetleri sırasında kişinin hem kendisi, hem de çevresi zarar görebilir. Bunun sebebi, öfke nöbeti geçiren kişinin ne yaptığını bilmeyerek sadece sinirini boşaltmaya çalışmasıdır.

 

Öfke Nöbeti Belirtileri

 

Öfke nöbeti belirtileri kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir. Öfkenin ani dışa vurumu, bağırma, fiziksel şiddet (kapıları çarpma, eşyalara veya çevreye zarar verme), sabırsızlık, iletişim kurmakta zorlanma, kalp atışının hızlanması, terleme ve kasların gereğinden fazla gerilmesi şeklinde olabilir.

 

 

Yetişkinlerde öfke nöbeti belirtileri, çocuklarda gerçekleşen belirtilere benzer olsa da, çok daha karmaşıktır. Öfke nöbeti yetişkinlerde, içe veya dışa yönelmiş, veya pasif agresif öfke nöbetleri şeklinde gerçekleşebilir. Öfke nöbeti geçirdiğini düşünen kişiler veya yakınları, bu durumu kontrol altına almak için profesyonel bir yardım almalıdırlar.

 

Öfke Nöbeti Neden Olur?

 

Öfke nöbeti nedenleri, tıpkı belirtiler gibi kişiden kişiye değişmektedir. Özellikle yetişkinlerde bu durum, stres, anksiyete, kişilik bozukluğu, hormonlarda ve beyin kimyasındaki dengesizlikler, alkol ve madde kullanımı, geçmiş travmalar ve yetersiz uyku sebebiyle bile gerçekleşebilir.

 

Öfke nöbeti nasıl olur konusu, çocuklar üzerinde genellikle gelişimsel bir süreç olarak nitelendirilir. Dil gelişimini tamamlayan veya tamamlamaya yakın olan çocuklar, bir şeyleri kendi başlarına yapamya çalışıp yapamadıklarında hayal kırıklığına uğrarlar ve bu durum onları ‘sinirlenmeye’ zorlayabilir. Bu sebeple, çocuklarda öfke nöbeti, erken yaşta başlanan ve uygulanan gerekli tedavi yöntemleriyle doğru şekilde yönetilebilir.

 

Öfke Nöbeti Nasıl Geçer?

 

Öfke nöbeti geçiren kişilerin çoğu, kendilerine en iyi yarayan stratejileri uygularlar. En yaygın stratejiler arasında derin nefes alıp verme, ortamı terk etme, fiziksel aktivite yapma, meditasyon ve yoga gibi kendini rahatlatma yöntemleri vardır. Çevresinde durumu yönetebilen ve kontrol altına alınmasını sağlayabilen kişiler bulunanlar ise destekleyici konuşma ve rahatlatmayı da sıkça uygularlar.

 

 

Öfke nöbetinin nasıl geçeceğini bilmek için, kişinin öfke nöbeti nasıl olur veya neden olur konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Bu konularda bilgi sahibi olmak, öfke nöbetinizin veya çevrenizde öfke nöbeti geçiren kişilerin tedavisi hakkında sizlere yol gösterebilir. En iyi tedavi yolu ise, uzmanların size önerdikleri tedavi yöntemidir.

 

Öfke Nöbeti Tedavisi

 

Öfke nöbetinin tedavisi, kişilerin ihtiyaçlarına ve öfke şiddetine göre değişiklik gösterir. Psikoterapi, ilaç tedavisi ve öfke yönetimi programları, öfke nöbeti tedavisinde sıkça kullanılan yöntemlerdendir. Yetişkinlerde öfke nöbeti tedavisi, ayrıca bireysel veya grup terapisini içerebilir. Çocuklarda öfke nöbeti tedavisi ise duygusal ve sosyal gelişime odaklanan terapötik müdahaleleri içerir.

 

Öfke Nöbeti Geçiren Çocuğa Nasıl Davranılmalı?

 

Ebeveynler ve bakıcılar, öfke nöbeti geçiren çocuk karşısında ne yapacağını her zaman bilemeyebilirler. Öfke nöbeti geçiren çocuklarda gerçekleşen uzun süreli ağlama, bağırarak konuşma, saç yolma, düzensiz nefes alıp verme gibi eylemler görülür. Bu eylemler sırasında çocuğa bağırmak, görmezden gelmek veya kızmak yapılmaması gereken davranışların başında gelir.

 

Bu gibi durumlarda yapılabilecek en iyi şey, sakin kalmak ve çocuğun duygularını anlamaya çalışarak pozitif pekiştirme yöntemleri kullanmaktır. Çocuğun güvende olduğu hissini sürekli olarak aşılamak, problemlerine yardımcı olmak, ve isteklerini yerine getirirken tutarlı olmak oldukça önemlidir. Eğer çocuğun öfke nöbeti sonrası istedikleri tutarsızca yerine getirilirse, çocuk öfkelenmeyi bir yöntem olarak benimseyebilir.